Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Hukuk
 Karaağaç Köyü Forumları | DİĞER KONULAR | Hukuk
Mesaj icon Konu: Anayasa Değişikliği ve Referandum, Anayasa Mhk. Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
Cihannuma
Moderatör
Moderatör


Kayıt Tarihi: 04-Nisan-2007
Gönderilenler: 33

Alıntı Cihannuma Cevaplabullet Konu: Anayasa Değişikliği ve Referandum, Anayasa Mhk.
    Gönderim Zamanı: 07-Nisan-2010 Saat 10:52

Referanduma sunulan ANAYASA değişikliklerini Anayasa Mahkemesi neden denetleyemez?

 

Anayasa değişiklikleri TBMM'den 330'un üzerinde kabul oyu ile geçerse, Anayasa Mahkemesi (AYM) denetimi nasıl mümkün olacaktır? Bu soru önemli bir soru ve tartışmalar ilerledikçe daha da önem kazanacak gibi görünüyor.

 

 

 

 

 

 

Bir kanunun veya referanduma sunulmayacak bir anayasa değişikliğinin hukuk âleminde varlık kazanması (geçerliliği) için şu şartlar gerekmektedir:

1) Teklif veya (sadece kanunlar için) tasarı, 2) TBMM'de kabul kararı, 3) Cumhurbaşkanının onayı 4) Resmi Gazete'de yayımlanma.
 
Bu şartları taşıyan bir kanun veya referanduma sunulmayacak bir anayasa değişikliği "kanunlaşmış" olur, hukuk âleminde varlık kazanır. Bunun üzerine de AYM tarafından denetlenebilir.

Referanduma sunulacak bir anayasa değişikliğinin hukuk âleminde varlık kazanması için ise bu dört şarta ek olarak referandumda kabul edilmesi de gerekmektedir. Yani referanduma sunulacak bir anayasa değişikliği Resmi Gazete'de yayımlanmakla "kanunlaşmış", hukuk âleminde varlık kazanmış, geçerli hale gelmiş olmaz. Resmi Gazete'de yayımlandığı halde, referandumda kabul edilmeyen bir anayasa değişikliği hukuk âleminde varlık kazanamaz. O halde, "referandumda kabul edilmiş olmak", referanduma sunulacak bir anayasa değişikliğinin hukuki varlık şartıdır; yürürlük şartı değildir. Referandumda reddedilen bir anayasa değişikliği sadece yürürlüğe girmemiş olmaz; hukuken varlık kazanamamış, kanunlaşmamış olur.

Bu durumda, referanduma sunulacak bir anayasa değişikliğinin Resmi Gazete'de yayımlanmış olması ile AYM'nin denetimine müsait hale gelmiş olmayacağı görülmektedir. AYM, Resmi Gazete'de yayımlanmış ama henüz referanduma sunulmamış bir anayasa değişikliğini denetleyemez; zira ortada denetlenecek kanunlaşmış bir metin yoktur. Referandumda reddedilmesi halinde kanunlaşmayacak bir hukuki metin nasıl denetlenebilir? Böyle bir denetim ancak bir "öndenetim" olarak nitelendirilebilir ki mevcut hukuk düzeninde böyle bir denetim çeşidi yoktur. Referanduma sunulan bir anayasa değişikliği, halk tarafından kabul edildikten sonra hukuk âleminde varlık kazanacağı için ancak AYM tarafından da denetlenebilir hale gelecektir.

Referanduma sunulan anayasa değişiklikleri ancak halk tarafından kabul edilince denetlenebilir hale gelmektedir. Ancak burada da başka bir sorun karşımıza çıkmaktadır. Anayasa değişikliklerinin denetimini de içeren şekil bakımından denetim için AYM'de dava açma süresi, metnin Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 10 gündür. Referandumdan sonra, kabul edilen anayasa değişikliği metni Resmi Gazete'de yeniden yayımlanmamaktadır. Referanduma sunulmak için yayımlanmış olmak yeterli görülmektedir. Referandum süresi, yeni düzenlemeye göre, anayasa değişikliğinin referanduma sunulmak üzere Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 60 gündür. Bu durumda, referandumda kabul edilen bir anayasa değişikliğinin AYM'de denetlenmesi için öngörülmüş olan dava açma süresi (Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra 10 gün) geçmiş olmaktadır.

ASLI VARKEN VEKİLE NE GEREK VAR?

Kısaca ifade etmek gerekirse, yürürlükteki Anayasa, referanduma sunulacak bir anayasa değişikliğinin AYM tarafından denetlenmesine izin vermeyen bir düzenleme içermektedir. Referanduma sunulacak anayasa değişiklikleri, referandumdan önce henüz "kanunlaşmadığı" için, referandumdan sonra ise dava açma süresi geçirildiği için AYM tarafından denetlenemez.

Böyle bir düzenlemenin mantığını anlamak herkes için mümkündür. Referandumda milletin bizzat kendisi denetim yapmakta, anayasa değişikliğini uygun bulmakta veya reddetmektedir; ayrıca "millet adına" AYM'nin bir denetim yapması abestir. Asıl varken, vekilin lüzumu yoktur.

TBMM'de 367'nin üzerinde oy aldığı için cumhurbaşkanınca referanduma gönderilmeyen ve Resmi Gazete'de yayımlanan anayasa değişiklikleri ise, "kanunlaşmış" oldukları için, AYM tarafından denetlenebilir. TBMM'de 550 milletvekilinin, varsayalım ki 550'sinin oyu ile kabul edilmiş bir anayasa değişikliği dahi, referanduma gönderilmeden kanunlaşırsa AYM tarafından denetlenecek, ama 330 milletvekilinin oyu ile kabul edilen ve referanduma götürülmesi zorunlu olan bir anayasa değişikliği AYM tarafından denetlenemeyecektir. Zira referandum AYM denetimini devre dışı bırakmaktadır. TBMM'nin kabulü de "vekâleten" kabuldür; AYM'nin denetimi de "vekâleten" denetimdir. Referandum ise vekillerin işlemini ortadan kaldıran bir sonucu ortaya çıkarmaktadır.

Referanduma sunulan anayasa değişikliklerinin AYM tarafından denetlenebilmesi için, tek yol görünmektedir: Kanunlaştıktan sonra, yani referandumda kabul edildikten sonra tekrar Resmi Gazete'de yayımlanması. Mevcut hukuki düzenlemelere göre mümkün olmayan bu ihtimal gerçekleşirse, AYM denetimi mümkün olabilir. Aksi halde, AYM tarafından denetlenen, anayasayı açıkça ihlal anlamına gelse de, kısmen iptal edilen bir anayasa değişikliği, referandumda reddedilirse, AYM neyi denetlemiş olacak? Hukuken ortada olmayan bir anayasa değişikliği metnini... Bu, hangi mantıkla izah edilebilir?

 

 

 

 

 

 

AYM denetimini sadece TBMM üzerinde değil, millet üzerinde bir "vesayet" hatta bir "velayet" yetkisi olarak görenler, hangi işlem olursa olsun denetlenmelidir, şeklinde bir yaklaşıma sahip olabilirler. AYM de, 5 Temmuz 2007 tarihinde, referanduma sunulmak üzere Resmi Gazete'de yayımlanan anayasa değişikliğini, referandumdan önce, yani henüz kanunlaşmadan, yukarıda değindiğimiz hukuki düzenlemelere hiç değinmeksizin, denetlemişti. Ancak, AYM'nin, varlığını borçlu olduğu Anayasa'yı, kendisine tanınan yetkileri ve belirlenen sınırları dikkate alması, hukuk devletini korumanın başta bizzat hukuk kurallarına uymakla mümkün olacağını, başkanın ifadesiyle "ben yaptım, oldu" anlayışıyla verilen kararların her şeyden önce AYM'yi yıprattığını görmesi gerektiğini belirtelim. Bugün yaşanan tartışmaların temelinde iktidar kullanımında ifrat – tefrit ilişkisi vardır; her ifrat zıddına inkılâp eder ve zaman içinde "müfrit"i tahrip eder.

 

Öncelikle belirtmek gerekir ki, anayasa, AYM'deki denetimi ikiye ayırmaktadır:

Şekil bakımından denetim,
Esas bakımından denetim.
 
Anayasa değişiklikleri sadece şekil bakımından denetlendiği için, şekil denetiminin kurallarına tabidir.
Esas bakımından denetime göre, şekil denetiminde bazı farklılıklar mevcuttur. Bunların en önemlilerini belirtmek gerekir. Bu denetim türünde, dava açma yetkisi diğerine göre oldukça sınırlandırılmış, sadece cumhurbaşkanına ve 110 milletvekiline bu imkân tanınmıştır. Esas denetiminde olduğu gibi, anamuhalefet partisinin, parti grubu olarak dava açma yetkisi yoktur. Buna rağmen, mevcut TBMM tablosunda, dava açılması için gerekli sayının biraz zor da olsa bulunabileceğini düşünüyorum. Şekil denetiminde ikinci farklı nokta dava açma süresiyle ilgilidir. Esas bakımından denetimde 60 gün olan süre, şekil denetiminde kanunun Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonra 10 gündür.

Anayasa değişikliklerinin AYM tarafından denetlenmesine dair tartışmalar Haziran 2008 öncesinde bütün boyutlarıyla gündemdeydi, ayrıntılı olarak ele alındı. Anayasa değişiklikleri, anayasaya göre sadece şekil bakımından denetlenebilir. Şekil denetiminin ne olduğu, neleri içerdiği de anayasada çok açık bir şekilde belirlenmiştir. Başka ülkelerin anayasalarında bulunması mümkün olmayan böyle bir ayrıntı, Türkiye'de 1961'den 1982'ye kadar yaşanan tartışmalar dikkate alınarak, bir siyasi tecrübe mahsulü olarak Anayasa'ya konulmuştur. AYM de 1982 Anayasası'ndaki bu düzenlemeye uzun bir süre, Haziran 2008'e kadar uymuştur.

ÖNCEKİ REFERANDUMDA YAŞANANLAR EMSALDİR

AYM 5 Temmuz 2007 tarihli, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine dair anayasa değişikliğinin iptali için açılan davadaki kararında, çok açık bir şekilde kendi yetkisinin sınırlarının farkında olduğunu göstermektedir: "Anayasa'nın 148. maddesinde, anayasa değişikliklerinde Anayasa Mahkemesi'ne tanınan denetim yetkisi, teklif, oylama çoğunluğu ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartlarına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlanmıştır. Esas yönünden denetime olanak tanınmadığı gibi, 148. maddede tüketici biçimde sayılan koşulların dışında şekil yönünden denetim yapılması olanaksızdır."

Haziran 2008'de ise, Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişiklikleri incelerken, bu içtihadından vazgeçmiş, şekil bakımından denetimin sınırlarını kendisi belirlemeye çalışmıştır. Bu çok açık anayasa ihlali, AYM'nin kararının "yok hükmünde" olması sonucunu doğurmaktadır. Ancak TBMM'nin böyle bir çatışmayı göze almaması sebebiyle konu kapanmıştır.

Bugün tartışılması gereken asıl önemli konu, önceki Cumhurbaşkanı Sezer'in de dile getirdiği iddia edilmiş olan, "AYM'nin referanduma giden bir anayasa değişikliğini denetleyip denetleyemeyeceği" sorunudur.

Sezer'e atfedilen ama daha sonra kendisi tarafından kabul edilmeyen açıklamada, referanduma giden anayasa değişikliğinin, ancak referandumda "evet" oyu ile kabulünden sonra denetlenebileceği, ifade edilmektedir. Bu görüşün çok önemli bir noktaya işaret ettiğini ifade etmeliyim. Sayın Sezer, Haziran 2007 başlarında AYM'de açmış olduğu davada farklı görüşte olduğunu göstermekteydi: "Halkoyuna sunulan anayasa değişikliğine ilişkin yasaların halkoylaması sonuçlanmadan Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlı tutulamayacağı savı, on günlük sınırlama nedeniyle, bu tür yasaların hiçbir zaman denetime bağlı tutulamayacağı anlamına gelmektedir ki, bunu, Anayasa'nın 148. maddesiyle bağdaştırmaya olanak yoktur."

Konuyu ayrıntılı olarak gözden geçirelim. AYM'de denetime tabi hukuk kuralları hakkında dava açılabilmesi için Resmi Gazete'de yayımlanma şartı mevcuttur; ayrıca yürürlüğe girme aranmamaktadır. Bir kanun Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmeyebilir; sonraki bir tarih yürürlük tarihi olarak belirlenmiş olabilir. Anayasa, kanunların yürürlüğe girme tarihini değil, Resmi Gazete'de yayımlanma tarihini esas aldığı için, yürürlüğe girmemiş bir kanunun da AYM tarafından denetlenmesi mümkündür. Bu noktada herhangi bir tartışma yoktur.

Bir kanunun "kanunlaşması" yani "hukuk âleminde varlık kazanması" ile "yürürlüğe girmesi" ise birbirinden farklı hususlardır. Hukuk âleminde varlık kazanmış bir kanun yürürlüğe farklı bir tarihte girebilir. Ancak, bir kanunun AYM'de denetlenebilmesi için yürürlüğe girmesi şart değilken, "hukuk âleminde varlık yani geçerlilik kazanması" şarttır. Hukuk âleminde varlık kazanmamış, kanunlaşmamış bir metnin AYM tarafından denetlenmesi de düşünülemez. Zira o zaman, ortada bir hukuk metni yoktur ki denetlenmesi mümkün olsun.

Doç. Dr. Mustafa Şentop

 

 



Düzenleyen Cihannuma - 07-Nisan-2010 Saat 11:05
IP
karaagacli
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 11-Nisan-2007
Gönderilenler: 5

Alıntı karaagacli Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 01-Haziran-2010 Saat 15:28
   Sayın "Anayasa" rumuzu ile yazan ziyaretçi.

   Anayasanın ilk 4 maddesi aşağıdadır.

BİRİNCİ KISIM Genel Esaslar I. Devletin şekli MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. II. Cumhuriyetin nitelikleri MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır. IV. Değiştirilemeyecek hükümler MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. Buradaki 2. maddenin içerisinde görüleceği üzere " başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan " diye bir ifade bulunmaktadır. Bu ifade nedir. Bu başlangıç maddesi aşağıdadır."(Kurucu Mecliste Kabul Tarihi : 18.10.1982; Halkoyuna Sunulmak Üzere Tasarının Resmî Gazetede İlanı: 20.10.1982-17844; Kanunun Halkoyu ile Kabul Tarihi: 7.11.1982; Halkoyu Sonucunun Yayımlandığı Resmî Gazete Tarihi: 9.11.1982-17863 Mükerrer) Kanun No. : 2709 Kabul Tarihi : 7.11.1982 BAŞLANGIÇ (Değişik: 23.7.1995-4121/1 md.) Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda; Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedî varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde; Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı; Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu; (Değişik: 3.10.2001-4709/1 md.) Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı; Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu; Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu; FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere, TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur." Şimdi burada belirtilen hususlar yapılan değişikliklerle kadük edilir, sulandırılırsa nasıl olacak. Anayasa Mahkemesi sadece şekil bakımından denetleme yapınca bu başlangıç maddesinde belirtilenleri hukuken kim koruyacaktır.

Düzenleyen karaagacli - 01-Haziran-2010 Saat 15:48
IP
karaagacli
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 11-Nisan-2007
Gönderilenler: 5

Alıntı karaagacli Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 01-Haziran-2010 Saat 15:45


    I. Devletin şekli

    MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. II. Cumhuriyetin nitelikleri

    MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti

    MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır. IV. Değiştirilemeyecek hükümler

    MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

   Buradaki 2. maddenin içerisinde görüleceği üzere " başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan " diye bir ifade bulunmaktadır. Bu ifade nedir. Bu başlangıç maddesi aşağıdadır.

   "(Kurucu Mecliste Kabul Tarihi : 18.10.1982; Halkoyuna Sunulmak Üzere Tasarının Resmî Gazetede İlanı: 20.10.1982-17844; Kanunun Halkoyu ile Kabul Tarihi: 7.11.1982; Halkoyu Sonucunun Yayımlandığı Resmî Gazete Tarihi: 9.11.1982-17863 Mükerrer) Kanun No. : 2709 Kabul Tarihi : 7.11.1982 BAŞLANGIÇ (Değişik: 23.7.1995-4121/1 md.)

   Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda; Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedî varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde; Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı; Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu; (Değişik: 3.10.2001-4709/1 md.) Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı; Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu; Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu; FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere, TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur." Şimdi burada belirtilen hususlar yapılan değişikliklerle kadük edilir, sulandırılırsa nasıl olacak. Anayasa Mahkemesi sadece şekil bakımından denetleme yapınca bu başlangıç maddesinde belirtilenleri hukuken kim koruyacaktır.
IP
Cihannuma
Moderatör
Moderatör


Kayıt Tarihi: 04-Nisan-2007
Gönderilenler: 33

Alıntı Cihannuma Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 01-Haziran-2010 Saat 22:39
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
Anayasa Mahkemesi'nin normalde anayasa değişikliklerinde sadece şekil denetimi yapabilir. Şekil açısından herhangi bir eksiklik bulunmamaktadır. "Anayasa'nın 1, 2 ve 3'üncü maddeleri değiştirilmedikçe  Anayasa değişikliğini, Anayasa Mahkemesi iptal edemez.. Yürürlüğü durdurma da asla veremez. Çünkü yürürlükte olan bir kural yoktur. Anayasa Değeişikliği Halk 'evet' deyip sonuçlar Resmi Gazete'de yayımlandığında yürürlüğe girecek. Bunlara rağmen Anayasa mahkemesi iptal kararı verirse meşruiyetini kaybeder. Zaten meşruiyeti sürekli tartışılıyor. Anayasa Mahkemesi varlık amacına aykırı davranır. Anayasa Mahkemesi'nin böyle bir içtihat kurması halinde Meclis'in anayasayı değiştirme yetkisini elinden alacaktır."Yazan anayasa rumuzlu kişi
 
Sayın Karaağaçlı,
"Anayasa'nın 1, 2 ve 3'üncü maddeleri değiştirilmedikçe ... diyor.
anayasa rumuzyla yazan kişi bu şekilde yazmış.
 
Sizin aşağıda yer alan cümleyi kullanmanız hatalı. Zira, Anayasa Mahkemesi, Anayasanın ilk üç maddesi haricindeki Anayasa değişikliklerinde öncelikle şekil yönünden inceleme yapar. Anayasa değişikliklerinde esastan görüşme olması için onun hukuken var olması gerekmektedir. O da şu an yeterli sayı ile oylanmadığı için REFERANDUM sonucuna göre olacaktır. REFERANDUM sonucu evet çıkar ve bu oylama Resmi Gazetede yayınlanırsa o zaman kanuni olacaktır.
 
Anayasa Mahkemesi sadece şekil bakımından denetleme yapınca bu başlangıç maddesinde belirtilenleri hukuken kim koruyacaktır.
Sonuç olarak Anayasanın başlangıcında yer alan ilk üç madde Anayasanın kendisi ile koruma altına alınmıştır. Değişiklikte bu üç madde haricinde yapılmaktadır. Dolayısıyla sizin yukarıdaki soruyu sormamanız gerekirdi.
Saygılarımla.
 
 
IP
karaagacli
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 11-Nisan-2007
Gönderilenler: 5

Alıntı karaagacli Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 02-Haziran-2010 Saat 13:00
Sayın Cihannüma

  O zaman yasa koyucunun başlangıçta belirttiği ve 2. madde metninde de vurguladığı "başlangıçta belirtilen temel ilkelere" ifadesinde yer bulanların bir anlamı olmadığınımı anlamak gerekiyor.
IP
karaagacli
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 11-Nisan-2007
Gönderilenler: 5

Alıntı karaagacli Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 03-Haziran-2010 Saat 14:46
  T.C ANAYASASI 1. KISIM ( http://www.tbmm.gov.tr/anayasa.htm ) WEB      ADRESİNDEN ALINMIŞTIR.


TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI (*)

(Kurucu Mecliste Kabul Tarihi : 18.10.1982; Halkoyuna Sunulmak Üzere Tasarının Resmî Gazetede İlanı: 20.10.1982-17844; Kanunun Halkoyu ile Kabul Tarihi: 7.11.1982; Halkoyu Sonucunun Yayımlandığı Resmî Gazete Tarihi: 9.11.1982-17863 Mükerrer)

Kanun No. : 2709 Kabul Tarihi : 7.11.1982

BAŞLANGIÇ (Değişik: 23.7.1995-4121/1 md.)

Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;

Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedî varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;

Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

(Değişik: 3.10.2001-4709/1 md.) Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;

Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;

Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;

FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,

TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.

BİRİNCİ KISIM

Genel Esaslar

I. Devletin şekli

MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

II. Cumhuriyetin nitelikleri

MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti

MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.

Başkenti Ankara’dır.

IV. Değiştirilemeyecek hükümler

MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

V. Devletin temel amaç ve görevleri

MADDE 5. – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

VI. Egemenlik

MADDE 6. – Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.

Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.

VII. Yasama yetkisi

MADDE 7. – Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.

VIII. Yürütme yetkisi ve görevi

MADDE 8. – Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.

IX. Yargı yetkisi

MADDE 9. – Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

X. Kanun önünde eşitlik

Madde 10 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

(Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. (*)

(*) 9/2/2008 tarihli ve 5735 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkraya “bütün işlemlerinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında” ibaresi eklenmiş,bu ibare Anayasa Mahkemesi’nin 5/6/2008 tarihli ve E.: 2008/16, K.: 2008/116 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

XI. Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü

Madde 11. – Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.



Düzenleyen karaagacli - 03-Haziran-2010 Saat 14:48
IP
Cihannuma
Moderatör
Moderatör


Kayıt Tarihi: 04-Nisan-2007
Gönderilenler: 33

Alıntı Cihannuma Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 04-Haziran-2010 Saat 19:04

ANAYASA MAHKEMESİ GÖREV VE YETKİLERİ

II. Yüksek mahkemeler

A. Anayasa Mahkemesi

1. Kuruluşu

3. Görev ve yetkileri

MADDE 148 . – Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.

Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def'i yoluyla da ileri sürülemez.

IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.04
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0.125 Saniyede Yüklendi.