BİR TABİAT MİSALİ İNSAN
Bak yine bahar geldi, tabiatın yüzü gülüyor,
Kuşlar cıvıl cıvıl, kelebekler rengarenk uçuyor
Ağaçlar çiçeklerle bezenmiş, her taraf mis gibi kokuyor,
Bu ahenkli desen karşısında, insan kendinden geçiyor
İlahi kaynaktan doğup, çağlayarak akan sular,
Güneşle ısınır, yağmur olur, gökten akarlar
Tabiata ferahlık verir, bereket saçarlar,
Şöyle bir etrafına baksa insan, nereden geldiğini anlar
Ovalar uzun uzun uzarken, eteğinde yükseliyor dağlar,
Birinde zümrüt gibi meralar, diğerinde hiç erimeyen karlar
İkisi arasında süzülerek bir hedefe doğru akan sular,
Ulaşınca engin denizlere, ortadan kaybolurlar
Neşeyle başlayan bu güzellik, hüzünle sona eriyor,
Yeşil yapraklar sararıyor, dallardan yavaş yavaş iniyor
Zümrüt gibi ovalar, dağlar rengini yeniliyor,
Sonbahar mevsimidir bu, arkasından kış geliyor
Soğuk rüzgarla beraber yağdı kar, her yer bembeyaz,
Nasıl da soldu benzin, haydi gül biraz
Neden küstün, tebessüm etmeyecek misin, kime bu naz ?
Evet biliyorum, ilahi bir emirdir bu, nasıl inanılmaz ?
İnsanoğlu da doğduğunda sanki bir çiçek,
Gençliği, ilkbaharla yaz gibi geçecek
Sanmasın ki, sonbahar, kış ona gelmeyecek,
Var mıdır ki, bir insan, yaptıklarından hesap vermeyecek
Bu dünya hayatı, ahiretin bir tarlasıdır,
Yapılan işler bu tarlanın birer meyvasıdır
Sorarsan, bu meyvaların tadı nasıldır ?
Mü'min kulların ki tatlı, münafığın ki, acıdır
Ya Rabbi ! bizleri daim eyle hak yolunda,
İman edip can verebilen senin uğrunda
Edeb ve haya hissini taşıyabilen ruhunda,
Cennete giren salih kullarından et sonunda...
Mevlüt CAN